kore

Sevdiğimiz hikayelerin bir köşesine saklanalım

ŞAMPİYON : Her Şeyi Yapabilirsin !

image_pdfimage_print

 

 

 

 

Bazı insanlar vardır. Herkesin yapılamaz, delillik bu , dediği şeyleri yapmayı başaran…Bu yüzden sevsekte sevmesekte bir şekilde hayranlık duyarız bu insanlara. İşte ben şimdiye kadar bu insanların hep bu şeyleri yapmak için dünyaya geldiklerini düşünmüştüm.  Yani bazı insanlar vardı ve onlar bazı şeyleri gerçekleştirmek için dünyaya gelirlerdi. Ama bu hikaye  bakış açımda biraz değişikliğe neden oldu …

 

Belkide onları farklı kılan bir şeyleri yapmak için dünyaya gelişleri değil, dünyada ne yapacaklarını bilmeleriydi.

 

 

 

Her şeyi yapabilirsin ! Peki ama ne yapmak istiyorsun?

 

Hayatımızın sorusu. Çoğumuz çocukluğumuzdan beri ait olduğumuz yeri bulmaya çalışmakla geçiririz ömrümüzü. Hangi okula, hangi mesleğe, hangi işe, hangi insana, hangi sevgiye, hangi yaşama, hangi inanca… aidiz.  Ne yapmalıyız? Hangisini seçmeliyiz? Hangi yöne gitmeliyiz? Bu tarafa, yok yok diğer tarafa, acaba diğeri miydi ya diye diye hayat geçer. Biz olduğumuz yerde kalırız, yaşam ise hiç yaşanmamış durur öylece ama vakitte dolmuştur. Ve geldiğimiz gibi gideriz.

 

İşte bizim cevaplayamadığımız sorunun cevabını verebilenler var bu hayatta. Halis Karataş ve Bold Pilot gibi. Sadece ata binmek isteyen bir adamla sadece koşmak isteyen bir atın tek kişi olma hikayesi … “Aşk gibi”

 

 

Halis, Sivas’ta abisi ile birlikte çocukluğu at üstünde geçmiş birisidir. Tutkusunu abisinin bu uğurdaki trajik sonu bile yok edemez. Böylece babası ile ipleri koparıp İstanbul’ a yarışmaya gelir. Lakin hala yüreğinin dilinden anlayan birini bulamamıştır. Bu noktada o yüreği gören birisi çıkar karşısına. Özdemir Atman.

Özdemir Bey, Halis’i kendi çiftliğinde çalışmaya davet eder. Halis bir at seçecek, onu eğitecek ve onunla yarışacaktır. Ama seçim aslında çoktan yapılmıştır. Halis ve Bold Pilot birbirlerini seçmiştir.

 

 

 

 

 

 

Bir Artı Bir Eşittir Bir Olur

 

Halis ve Bold Pilot başta çok birbirlerine ulaşamazlar. Klasik bir ilk görüşte aşk vakasıdırlar. Birbirlerinde ilk görüşte bir şeylere tutulmuşlardır ama bir arada yaşamak için bundan çok daha fazlası gereklidir. Ve onlar bu gereklilikleri bir süre keşfedemezler, herkes kendi kurallarına göre hareket eder.  Halis, Bold’u yarış için hazırlamaya çalışmak ister, Bold özgürce dolaşmak.

Ne zaman ki aşkın fedakarlık gerektiren bir şey olduğunu, bir bütün olmak için herkesin kendisindeki fazlalığı törpülemesi gerektiğini anlarlar, işte o zaman kendi içlerine değil karşılarındakinin içine bakarlar. Böylece birbirlerinin kalbine giden yolu bulup ve karışmaya başlarlar.

Halis, Bold’un kendisine zaman ayırmasına, yağmurda, çamurda koşmak istememesine, yarış kazanmakla ilgilenmemesine saygı duyar. Bold Pilot’ ta buna Halis’in ata binme tutkusunu kendi eliyle taçlandırarak karşılık verir. Zaferler kazanmak birlikteliklerinin olağan sonucudur, bir amaç değil. Tek amaç hayatta istedikleri şeyi yapıyor olmaktır. Koşmak ve ata binmek.

 

Fakat, aşkın bir başka halinin de kendisini göstermesi, bu birlikteliğe kısa süre içinde bir misyonda katar. Begüm Atman’a YENİDEN YAPABİLİRSİN ! demek.

 

 

 

Halis, çiftliğe geldiği andan itibaren Özdemir Atman’ın kızı, Begüm Atman ile arasında kendilerine has bir arkadaşlık kurulur.  Aşka dönüşen bu bağ Begüm tarafından güçlendirilmeye hazır değildir. Bunu reddeder. Çünkü daha önce yendiği kansere yeniden yakalanmıştır ve bu sefer savaşacak gücü ve inancı yoktur.

 

Ama Halis aşkın kimyasını öğrenmiştir. Bir olmanın yolunun kendinde onun canını acıtacak fazlalıkları yontmak ve onda eksik olan parça olmak olduğunu bilir. Aşık olduğu kadında “inanç ve umut” eksiktir. Artık savaşmak değil, durup beklemek istiyordur. O halde Halis ve bütününün parçası olan Bold’a düşen ona bu inancı vermektir. Bunun için imkansız denilen şeyleri adım adım gerçekleştirmeye başlarlar.

 

Halis ve Bold’un umudu, Begüm’ün yorgunluğu ve pes etmişliği ile savaşır. Onlar savaşırken at yarışları ve hayat yarışının paralelliğini görürüz. Sonra biz susarız hikaye konuşmaya başlar;

Size diyemeyiz ki tüm gücünüzle koşarsanız sonunda zafer kesinlikle sizin olacak. Çünkü olmayabilir. Lakin durup olduğunuz yerde beklerseniz kaybedeceğiniz kesin olduğu gibi bir de hiçbir şey yapmadan kaybetmiş olacaksınız. Peki yarış çizgide bitiyorken sizin geride kaldım artık şansım yok diye yarışı bırakmanız neden? Nasılsa kazanamam inançsızlığı mı? Bir kere kazandım bu sefer kazanamam korkusu mu? Kaybetmekten utanmak mı? Halbuki hayat budur. Defalarca yarışa girersiniz, bazen en önde başlarken sonuncu olursunuz. Bazen sonuncu başlayıp şampiyon. Bazen defalarca yarışıp defalarca kazanırsınız. Sonra bir gün kaybedersiniz. Yarışı kazandığı yerde bırakmakta, kaybederim diye hiç yarışmamak da kabul edilemez. Çünkü “Şampiyon olmak bir gün kaybedeceğini bile bile koşmaktır. “

 

 

 

Halis ve Bold Pilot, koşarlar zaferlerin ardından yenilgi, yenilginin ardından imkansız denilen zaferler gelir. Onlar her defasında yorgunda olsalar, yağmuru, çamuru sevmeselerde, kaybedeceklerini bildikleri yarışlarda bile koşarlar. Bazen kaybeder, bazen geriden gelip yarışı kazanırlar ama asla yeni bir yarışa girmekten korkmazlar.

 

Ve böylece “inanç” “umutsuzluğu” yener. Begüm tedaviye başlar.  Yine yenilir ama artık pes etmek yoktur. Yağmur çamur koşamam deyip yarışa çıkmamakta o yüzden bir başka yarışa başlamaya hazırlanır. Halis ve Bold Pilot bir kişiye inanç aşılamak için çıktıkları yolda farkında olmadan milyonlarca kişiye inanç ve umut aşılamıştır. Tekrar savaşmaktan bu sefer yenilmekten, hiç kazanamamış bitirmekten korkan sadece Begüm değildir. Milyonların ihtiyacı vardır bu inanca. Bizlerin ihtiyacı vardır kazanabileceğimiz umuduna…

 

Hayat yarışında geride olduğumuzu düşündüğümüz için hiç koşmayan öylece durup bekleyen bizlerizdir o tribündeki, ekran başındaki, sinema salonundaki milyonlar. Hayatta ne istediğini bilen bir bütünün iki parçası hikayeleriyle bize kaybedecek olsakta  istediğimiz şey için elimizden geleni yapmamız gerektiğini gösterir. Bizi buna inandırır. Madem ki durup beklediğimizde bu yarışı zaten mağlup olarak bitireceğiz, öyleyse biz de koşup şansımızı deneriz ! Çünkü yarış biz geride kaldığımızda değil, bitiş çizgisinde biter.

 

 

 

SON SÖZ

 

“Biz daha pes etmedik…”

Babür devleti hükümdarı Şah Cihan, çok sevdiği eşi Mümtaz Mahal 14. çocuklarını dünyaya getirirken ölünce onun için eşsiz bir anıt mezar yaptırır. Aşkın meydana getirdiği, 20 yılda tamamlanan ve dünyanın 7 harikasından biri olan Tac Mahal, bugün dünyanın her yanından farklı din, dil, kültür ve inanışları olan milyonlarca insan tarafından ziyaret edilmektedir.

Dünyadaki insanlar arasında var olan ve süregelen tüm sınırları, sınıflandırmaları ortadan kaldırıp onları bir araya getiren şey Tac Mahal’in yapılış hikayesinin temelindeki büyük aşk ve sevgidir. Sevgi tüm sınırları aşıp herkesi eşitleyen yegane duygulardan birisidir.

İşte Şah Cihan ve Mümtaz Mahal gibi sadece iki insanın arasında var olan bir sevginin gücünün, hiç tanımadıkları ve birbirlerinden farklı olan belkide dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir koşulda bir araya gelmeyecek onca insanı bir araya getirmesi gibidir,  Halis Karataş – Bold Pilot ile Begüm Atman arasında başlayan sevginin sınır tanımadan milyonlara ulaşması…